Üyelerimiz

MaviKalem
Mavi Kalem, gönüllülüğün bir yaşam biçimi olduğu fikri etrafında oluşmuştur. 1999 Marmara Depremi Türkiye için toplumsal dayanışmanın yaygın biçimde ortaya çıktığı önemli olaylardandır. Resmi rakamlara göre 17.000 kişini öldüğü ve on binlerce kişinin yaralandığı 100.000’lerce kişinin evsiz kaldığı bu afet gönüllü çalışma için de bir dönüm noktasıydı. Çok sayıda kadın ve erkek tam da ne yapabileceğini bilmeden deprem bölgesine yardıma gitti. Mavi Kalem bu süreçte gönüllü yer alan, birlikte çalışma uyumunu yakalayan, paylaşma ve dayanışmanın önemine inanan küçük bir grup tarafından kuruldu, Eylül 2000. İlk çalışma grupları kadınlar ve çocuklar olarak seçilmişti. Afet gibi olağan dışı koşullarda çifte dezavantajlı hale gelen kadın ve çocukların psiko-sosyal destek, beceri geliştirme, eğitim ve sağlık konularında desteklenmesi Mavi Kalem’in ilk projeleridir. Aynı dönem Mavi kalem gönüllülerinin bilgi ve becerilerini geliştirdiği dönemdir. Sphere afetlerde insani yardım standartları programı ile tanışma, kitabın yaygınlaştırılması ve eğitim süreçlerinde Mavi Kalem gönüllüleri de yer aldı. 2002 deprem bölgesinden ayrılma dönemiydi, Mavi Kalem kendine çalışma alanı olarak İstanbul’un yoğun iç göç almış eski bir yerleşimini seçti; Fener-Balat. Fener-Balat’ta başlayan çalışmalar günümüzde halen devam ediyor ve Mavi Kalem 12 yıldır bu bölgede yerel kadın ve çocuk çalışmaları yürütüyor. İlk yıllarda kadınlara sağlık hizmeti ve bilgilendirmesi ile çocuklara okul eğitimine destek şeklinde başlayan çalışmalar kadın ve çocuklara yönelik kapsayıcı programlar haline geldi. Zaman ve edinilen deneyim Mavi Kalem’in değişmesine ve gelişmesine yol açtı. Öğrendik ki her şey bize bağlı. İletişim kurulamıyorsa biz yapamamışız demektir, bir çocuk çalışmalar gelmek istemiyorsa biz sağlayamamışız demektir. Yapabilmenin yollarını hep birlikte aradık, öğrendik halen de öğreniyoruz. Çalışmalarımız deneyim, gönüllülerin ilgisi ve çalışma gruplarının talepleri ile daha spesifik alanlarda şekillendi. Kadınlarla birlikte şiddetten psikolojik desteğe, sağlık eğitimlerinden danışmanlığa kadar geniş bir alanda projeler uygulandı. Çocuklarla birlikte ise eğitim desteğinden beslenmeye, kişisel gelişimden sanat çalışmalarına, birlikte film izlemekten sokak şenliğine kadar yayılan pek çok proje ve etkinlik hayata geçirildi. Mavi Kalem yerel/mahalli çalışmalarının yanı sıra Türkiye’ye yayılan projeler uyguladı, ortak çalışmalarda yer aldı. Uluslararası işbirlikleri kurdu ve uluslararası ağların üyesi oldu. Öncelikle kadın çalışmalarında hem Türkiye ve hem uluslararası platformların bileşenleri arasındadır. Afetlerden ve olağan dışı durumlarda uluslararası yardım standartları konusunda çeviri, adaptasyon ve eğitim projeleri uyguladı. Afetzedelere yönelik ihtiyaç analizleri ve malzeme destekleri organize etti. Gençlerle özellikle gönüllülük projelerinde çalıştı ve Avrupa komisyonunun EVS (European Volunteer Services) programının akredite kuruluşları arasındadır. Türkiye içinden ve dışından üniversitelerden stajyer alır ve gönüllülük programları organize eder. Mavi Kalem’in çalışma alanları arasında hiç tanımlanmamasına rağmen zaman zaman gönüllülerin çoğunun ortak duyarlılığı olan sokak hayvanları için gıda sağlama, tıbbi bakım gibi uygulamalar el birliği ile çözülür. 2000 yılında karma bir grup olarak başlayan Mavi Kalem bugün ağırlıklı olarak bir kadın grubudur. Bu süreç çalışma alanlarından, gönüllülerin ilgi alanlarına ve gönüllü çalışmaya gösterilen ilgiye kadar pek çok durumdan etkilenmiştir. ÇALIŞMA ANLAYIŞIMIZ Mavi Kalem’in çalışma prensiplerini: Dayanışma, yardımlaşma ve paylaşma, Katılımla orantılı söz hakkı, Çalışma gruplarının talepleri ve uygulamaların birlikte şekillendirilmesi, Şeffaflık ve hesap verebilirliktir, Kaynakların etkin kullanımı, Ortak çalışmalara ve işbirliklerine öncelik vermek. Gönüllülük, yaşamın farklı boyutlarına katılmak, kendi etkisi ile değişebilecek iyiye gidebilecek her duruma karşı sorumluluk hissetmek, müdahale etmek, hayata kendi rengini katmaktır. Aslında gönüllü her duruma “burnunu sokan” biridir. Her iletişimde ve uygulamada iki yönlü etkileşim vardır; birbirini tanımak, karşılıklı değişim, dayanışma, farklı bilgi ve becerileri paylaşmak. Gönüllülük, hem gönüllü hem de birlikte çalıştığı kişiler ve gruplar için sağaltıcı, özgürleştirici ve umutlu bir durumdur. Çalışmalar hedef grupların dillendirdiği ihtiyaçlardan yola çıkılarak oluşturulur, uygulama ve karar süreçleri birlikte tasarlanır. Yalnız kadın çalışmaları değil tüm çalışmalarda toplumsal cinsiyet eşitliği, projeleri kurgularken uygulamada ve karar mekanizmalarını oluşturmada öncelikli ele alınır. Çalışmaların, hedef gruplar için güçlendirici ve özgürleştirici olması vazgeçilmezdir. Mavi Kalem’in iç ilişkilerinde ve çalışmalarında yargılayıcı ve ötekileştirici üslup ve tavırlara; etnik, dinsel, cinsiyetçi ve benzeri ayrımcı bakış açılarına, şiddet ve nefret diline yer yoktur. Mavi Kalem, kendini siyasi, dinsel ya da etnik kimlikler içinde tanımlamaz. Özgürlük, insan hakları, demokratik haklar, sağlık hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, kadın hakları, LGBT bireylerin hakları, çocuk hakları ve ayrımcılığın önlenmesi konularında taraftır.
TOCEVC
Atatürk ilke ve inkılâplarını benimsemektedir. Çocuk hakları sözleşmesinin ana ilkesi olan “çocuğun yüksek yararı”nı tüm faaliyetlerinde temel alarak, çocuklarımızın geleceği için çalışmaktadır. Çocuğa saygıyı her çalışmasında ön planda tutmaktadır. Ülkemizdeki tüm çocukların eğitim düzeyini ve kalitesini yükseltmeyi hedeflemektedir. Çocuk ihtiyacının karşılığı olmayı ve paylaşmayı önemsemektedir. Yapıcı, pozitif, şeffaf ve tutarlı bir anlayışla çocuklara dokunabilmeyi ve çözümler üretmeyi kurumsal duruşu olarak benimsemektedir. Siyasetlerüstü duruşuyla, her tür etnik ve ideolojik tanımlanmanın dışında ve üstündedir. Paylaşmanın hayatımıza ve çevremize katacağı değeri unutmamaktır. Toplumdaki yapıcı değişimleri gerçekleştiren en önemli sektörün STK'lar olduğunu bilmektedir. TOÇEV, Türkiye için STK’ların gelişip güçlenmesi gereken bir ihtiyaç olduğunu ve bu ihtiyaca rehberlik etme sorumluluğunu unutmamaktır. Tüm STK’larla, yerel yönetimlerle, kurumlarla ve halkla, dengeli ilişkiler kurarak, diğer STK’lara örnek olmayı hedeflemektedir. TOÇEV,DOĞRU DOKUNMAYI VE PAYLAŞMAYI BİLMEK DEMEKTİR. 'Okumak her çocuğun hakkıdır’ ilkemiz doğrultusunda okuttuğumuz çocuk sayısını arttırmak, Destek olduğumuz çocukların ihtiyaçlarını kaliteden ödün vermeden karşılamak, çocuklarımızın eğitim ve gelişim seviyelerini arttırmak, Eğitim ile ilgili tespit ettiğimiz sorunlara çözüm getirecek projeler üretmek, Kurumsal firmaların, halkın ve basının desteği ile projelerimizi Türkiye geneline yaymak, daha fazla çocuğa ulaşmak, Toplumsal katılımın en etkili yolu gönüllülük olduğundan gönüllülerin organizasyon merkezi olmak, Diğer sivil toplum kuruluşlarıyla daha güçlü işbirlikleri kurmak ve ortak projelerde etkin olmak, Sivil toplum kuruluşlarını bir sektör tanımı içinde konumlandırmak ve bunu sürdürmek, TOÇEV’i uluslararası düzeyde daha etkin ve görünür kılmaktır.
CISST
2006 yılı başlarında; cezaevlerinde çalışma deneyimi olan, ya da bu konuda çalışmaya gönüllü olan Sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri, Anadolu Kültür öncülüğünde cezaevlerinin sorunları ve STK’ların bu sorunları çözmeye ne ölçüde bir katkı sağlayabilecekleri konusunda bilgi ve görüş alışverişinde bulunmuşlardır. Bu toplantılar sırasında daha etkili olabilmek için cezaevleri çalışmalarını bütünüyle kapsayan bir dernek oluşturulması konusu sık sık dile getirilmiştir. Bu çalışmalara katılan bazı temsilciler, farklı tiplerdeki 15 ayrı cezaevini ziyaret edip, toplantılarda bugüne kadar gelinen nokta ve uzun vadedeki hedefler hakkında hükümlü ve tutuklulara, cezaevleri müdürlerine ve savcılarına bilgi vermiş ve bu cezaevlerindeki iyileştirme çalışmaları, ihtiyaç ve sorunlar hakkında bilgi almışlardır. Yine bazı STK temsilcileri Bulgaristan’da düzenlenen, Bulgaristan, Romanya ve Türkiye’deki ceza infaz sistemleri konularını kapsayan bir konferansa katılmış, burada bir sunum yaparak inisiyatif oluşumu ve amaçları hakkında bilgi vermişlerdir. Bu konferansa Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nden, Genel Müdür Kenan İpek dahil olmak üzere, başka yüksek kademeli görevliler katılmışlar ve kendileriyle bilgi alışverişi yapma imkanı olmuştur. Türkiye’nin, Aralık 2004’te kabul edilen ve Haziran 2005’te yürürlüğe giren yeni Ceza İnfaz Kanunu’nda cezaevleri idarelerine sivil toplum kuruluşları ile cezaevlerindeki iyileştirme çalışmaları için işbirliği yapma imkanı kanunen de sağlanmıştır. Ayrıca Temmuz 2005’te Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu yürürlüğe girmiş ve bu sayede suç işleyen bazı kişilerin ceza infaz kurumlarına sevk edilmeleri yerine, denetime tabi tutularak ve bazı şartları yerine getirmek kaydıyla, toplum içinde yaşamaya devam etmelerinin yolu açılmıştır. Bu kişilerin tekrar suç işlemelerini önleyici tedbirler konusunda destek alabilmeleri sağlanmıştır. Yine aynı kanun cezaevinden tahliye olan hükümlülere de destek konusunda bazı yeni girişimleri içermektedir. Bu cezaevlerine alternatif yaptırımlar ve tahliye sonrası destek çalışmaları Denetimli Serbestlik Yardım Hizmetlerinden Sorumlu Daire Başkanlığı, şube müdürlükleri ve koruma kurulları’nın sorumluluğu içerisindedir ve özellikle koruma kurullarındaki çalışmalara STK’ların çok önemli katkıları olabilecektir. Bu çerçevede, cezaevleri sorununun toplumun bir sorunu olduğunu kabul ederek, bu çalışmalara güçlü ve etkili sivil toplum desteği verilmesinin gerekliliğine inanıyoruz. Bu sayede hem çalışmaların daha etkili olmasına, hem yaygınlaştırılabilmesine katkıda bulunmuş olacağiz, hem de sivil toplumun ceza, ceza infaz, suçu önleme, tahliye olan hükümlülere destek gibi konularda politikayı etkileyebilmesi ve çalışmaları sivil toplum anlayışı ile yönlendirebilmesinin yolunu açmış olacağımıza inanıyoruz. Bu çalışmaların önemli bir sonucunun da cezaevlerinin şeffaflaştırılması olduğunu düşünüyoruz. Bunları başarabilmemiz için mümkün olduğu kadar koordinasyon halinde çalışmamız, çalışmalarımız hakkında bilgi ve görüş alışverişinde bulunmamız, ve çeşitli konularda ortak bir strateji belirlememiz gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca cezaevleri ile ilgili olarak çalışan STK sayısı oldukça düşük olduğundan dolayı bu sahaya değerli katkıları olabilecek başka kurumları da dahil edebilmek amacıyla girişimler oluşturulması gerekliliğine inanıyoruz. Bunun yanında bütün bu STK’ların cezaevleri konusunda bilgi, beceri ve deneyimlerinin de çeşitli yollarla güçlendirilebileceğini, Türkiye’deki STK’larla başka ülkelerde bu konuda çalışan STK’lar arasında da işbirliği oluşturarak yeni deneyimler kazanabileceğimizi düşünüyoruz. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum adıyla kurulan dernek bu alanda çeşitli çalışmalar ve projeler uygulayan STK’lara destek vermek, yardımcı olmak, mümkün olduğu kadar bir koordinasyon ve işbirliği sağlamak amacıyla hareket edecek, zaman zaman bu STK’lar arasında ortak proje oluşturma ve uygulama çalışmalarına katkıda bulunacaktır. Ayrıca bu konuda katkısı olabilecek başka STK ve kurumları da cezaevleri konusunu kurumsal programları kapsamına dahil etmeye teşvik edecektir. Diğer bir önemli çalışması da kamuoyunun bilinçlendirilmesi ve toplumda, medyada bu konuda bir farkındalığın yaratılması olacaktır. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği, çalışmalarında şimdiye kadar insiyatif toplantılarına katılarak destek vermiş veya destek vermesinin yararlı olacağına inandığı Sivil Toplum Kuruluşlarıyla ve duyarlı kişilerle birlikte hareket etmenin doğruluğuna inanmaktadır.